Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Nedir, Cerrahi Yerine Uygulanabilir mi ?

Son birkaç yıl içinde ülkemizin Sağlık Bakanlığı da Dünya Sağlık Teşkilatı’na paralel bir şekilde bir Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yönetmeliği hazırladı. Hemen hemen tüm geleneksel ve tıp dışı tedavi yöntemlerinin hangi durumlarda uygulanabileceği, hangi durumlarda uygulanmayacağı bu yönetmeliğe göre belirlendi. Ancak ülkemizde pek çok konuda olduğu gibi bu yönetmeliğin işlevsel hale getirilmesi aksadı.

Akupunktur, Apiterapi, Fitoterapi, Hirudoterapi, Homeopati, Kayropraktik, Kupa tedavisi, Maggot tedavisi, Mezoterapi, Ozon tedavisi, Proloterapi, Refleksoloji, Osteopati gibi yöntemlere bu yönetmelikle bir düzenleme getirilirken; Hipnoterapi, Ayuverda, Yoga, Manyetoterapi, Bioenerji , Müzikoterapi gibi yöntemler ne yazık ki yönetmelik dışında kalmıştır.

Adını andığımız yönetmelikte, kapsam içindeki yöntemleri uygulayabilecek kişilerin nasıl bir eğitimden geçmesi gerektiği, bu yöntemleri ne gibi fiziksel koşullarda uygulayabilecekleri ve en önemlisi, bu yöntemlerin hangi hastalıklarda ve hangi acil durumlarda asla uygulanmaması gerektiği kural altına alınmaya çalışılmıştır.

Sonuçta tüm bu yöntemler için kullanılan ana başlık “Geleneksel ve Tamamlayıcı” olduğuna göre, tümünün modern tıpla bir ilgisinin olmadığını yani geleneksel yöntemler olduklarını; bunun ötesinde hiçbirinin temel bir tedavi yöntemi olmadığını, yan hepsinin sadece tamamlayıcı yöntemler olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bu fikir yürütmeyi bir adım daha ileri taşıyacak olursak, söz konusu yöntemlerin; modern tıbbın son harikası olan cerrahi yöntemlerin yerini dolduracaklarını düşünmek sadece saflık olmakla kalmaz, bir miktar kötü niyetten de şüphelenmek gerekir. Adını andığımız pek çok uygulamanın, özellikle beyin cerrahisi alanında, beyin cerrahlarının yaptıklarının yerini tutması ise düşünülemez bile.