Beyin Cerrahisi Ankara

Aslında cerrahi korkusu çok doğal bir duygu. Tüm hayvanların hemcinslerinin kanını gördüklerinde verdikleri kaçma reaksiyonu, hayatta kalmalarını sağlıyor aslında. Benzer şekilde bazı insanları kan tutması, bir başka insanın kanını gördüğünüzde duyulan panik hissi de insanlarda aynı işe yarıyor. Yüzlerce, hatta binlerce yıldır insanların önce savaşlarda, daha sonra da hastalıklarda kanlar içinde işini yapan cerrahların yaptıklarından korkmaları da bu reaksiyonun bir parçası. Şunu söylemek te yanlış olmaz: Yine yüzlerce yıldır ameliyat korkusu tabii ki insanların hayatını kurtarmıştır. Sadece düşünün bir, mikrop diye bir şeyin varlığından kimsenin haberi yok, elektrik ışığı yok ve size beyin ameliyatı yapıyorlar. Sadece düşünmesi bile insanın kanını dondurabilir. Ancak şimdi 21. yüzyıldayız. Antibiotiklerin baş döndürücü gelişimi, ameliyathanedeki havanın bile mikroptan arındırılıyor olması, sadece mikrop değil tüm virüsleri de yok eden temizleme yöntemleri, tek kullanımlık malzemeler, paslanmaz aletler, cerrahın görme gücünü defalarca yükselten mikroskoplar, köşenin arka tarafını gösteren endoskoplar, ağrıyı sıfıra indiren anestezi ilaçları ve daha neler neler. Beyin de bu gelişmelerin tam anlamıyla hissedildiği bir cerrahi dalı. Öyle ki, artık bazı ameliyatlarda sıfır riskten söz edilebiliyor. Hastalar tam anlamıyla bilgilendiriliyor ve tüm hakları yasal koruma altında. Eh artık ameliyattan niye hala korkuyor peki insanlar? Aynı karanlıktan korkmak gibi, arkaik, çağdışı ve anlamsız kalmış ama beynimizin kıvrımları arasına saklandığı için söküp atamadığımız bir korku bu.