Bel Ağrısı Nedenleri, Bel Ağrısının Nedenleri, Bel Ağrısı Neden Olur ?

Bel ağrısının nedenleri, sebepleri, bel ağrısı neden olur derseniz işte böyle: İnsanların gövdesinin üst kısmı ile bacakları arasındaki bağlantıyı omurgası oluşturmaktadır. Yani vücudun ağırlığının yarısından fazlasını omurga taşımaktadır. Tabii ki kişinin gün içinde sayısız kereler eğilip doğrulması gerekir. Bu hareketliliği sağlayan aslında omurganın birbirinden ayrı birçok kemikten oluşmaktadır. Bunlar omur kemikleridir. Bu kemikler arasında ise disk adını verdiğimiz, kıkırdak benzeri yapılar yer alır. Diskler omur kemiklerine sıkıca yapışıktırlar ve elastik yapıları sayesinde kısıtlı bir miktar harekete izin verirler. Aynı zamanda vücuda binen yüksek ağırlıkların taşınmasını da sağlarlar.

Kişi 18 yaşını geçtikten sonra diskler yaşlanmaya, yani elastik özelliklerini kaybetmeye başlarlar. Böyle bir disk ani hareketlerle aşırı harekete zorlandığında veya ağır kaldırmakla aniden yüksek basınçlarla karşılaştığında yırtılabilir. İşin kötü yanı bu diskler aynı zamanda kol ve bacaklara giden sinirlerle yakın temas halindedirler. İşte diskten kopan parçalar söz konusu sinirleri ezdiğinde disk hernisi veya bel fıtığı, boyun fıtığı dediğimiz tablo ortaya çıkar.

İnsanların neredeyse yarısı hayatları süresince en az bir kez bel ağrısı çekmiştir. Yani bel ağrısının nasıl bir şey olduğu hakkında herkesin bir fikri olduğunu söyleyebilirim. İşin en kötü yanı da bu ağrıların 30-60 yaş arasında daha sıklıkla görülmesidir. Yani insanların en aktif olduğu, yoğun şekilde çalışması gerektiği yaşlarda ortaya çıkmasıdır. Bu açıdan bakıldığında ağrı, yol açtığı sıkıntı yanı sıra kişinin işine gücüne engel olarak ekonomik sorun da yaratabilmektedir.

Bel Tutulması:

Bel tutulması, aslında bel ağrısı nedeni ile kısa bir süre insanın belini oynatamaması demektir. Bu süre birkaç saatten birkaç güne kadar değişebilir ve genellikle biraz istirahat etmekle veya kendiliğinden biter. Ancak bel tutulmasının sık sık olması, bel ağrısının sürekli bir hale geleceğinin ve beldeki problemin giderek şiddetleneceğinin belirtisidir. Özellikle de bu tutulmaların sabah erken saatte olup gün içinde geçmeleri, bir takım romatizma hastalıklarının da belirtisi olabilir. İşte bu nedenlerle bel tutulması olan insanların bir hekime başvurup gerekli tetkiklerini yaptırmalarında, bir takım bozuklukların erkenden teşhis edilip kolayca tedavi edilmesi yönünden büyük yarar vardır.

Bel Kayması:

Bel kayması, adından da anlaşılabildiği gibi, insan belindeki omurga kemiklerinin birbirinin üzerinden kayması yani yer değiştirmesi demektir. Tabii bu durum normal omurga hareketlerini zorlaştırır ve ağrılı bir hale getirir. Bel kayması, bir düşme veya kazaya bağlı olarak bel kemiklerinde ortaya çıkmış olan bir kırığa bağlı olabileceği gibi kendiliğinden de gelişebilir. Tabii bir kırığın iyileşebilmesi için sabit şekilde sarılması gerektiği ve insan belinin de gün içindeki binlerce hareketi göz önüne alındığında, kaymaya yol açan bu kırıkların çoğunun kendinden iyileşmeyeceği bellidir. Bel kayması giderek artarsa veya kişide aşırı ağrı veya bacaklarda güçsüzlük, idrar kaçırma gibi felç belirtilerine yol açarsa ameliyat ile tamir edilmesi gerekir. Bu ameliyatlarda platin de denen vida ve çubuklar kullanılır.

Hamilelikte Bel Ağrısı:

Hamile kadınların vücudu doğumu kolaylaştırmak amacıyla bağları gevşetici bir hormon salar. Bu gevşeme, omurgalar arasındaki yükü taşıyan disk yapıları üstündeki baskının artmasına neden olur. Ayrıca kadının aldığı kiloların da diskler üzerindeki baskıyı artırıcı bir rol oynadığını unutmamak gerek. Halime kadınlar daha az hareket ederler, daha önce yaptıkları sporlara ara verirler. İşte tüm bu etkenler üst üste bindiğinde, hamilelikte bel ağrılarının artmasını normal karşılamak gerek. Üstelik hamile iken hem bir takım röntgen incelemeleri yapılamaz hem de pek çok ağrı kesici tedavi kullanılamaz ve sonuçta pek çok kadın hamileliğinin özelikle son aylarını ağrılar içinde geçirmek zorunda kalır. Bu kadınların hamilelikten sonra egzersizlerine başlamaları, gerekli tetkiklerini yaptırmaları ve süt verme dönemi bittiğinde de gerekli tedavilere başlamaları gerekir. Yoksa bir sonraki hamilelikte işler daha da kötüye gidecektir.

Bel kireçlenmesi:

Çocuklarla yıllarca uğraştıktan sonra son zamanlarda artık farkına varıyorum da, giderek hastalarımın daha büyük çoğunluğunu yaşlılar oluşturuyor. Tabii bilimsel ve ekonomik gelişmelerin insan yaşamını ülkemizde de uzattığı artık çok iyi bilinen bir tablo.

Aslında Türk Geriatri Derneğini kurduğumuzdan beri hep düşünür dururum, pediatrik (çocuklarla ilgili) nöroşirurji (beyin cerrahisi) var da niye geriatrik (yaşlılarla ilgili) nöroşirurji (beyin cerrahisi) yok diye… Hadi şuna ‘nöroşirurji’ deyip durmayalım da, ‘beyin sinir ve omurga cerrahisi’ diyelim ki daha anlaşılır olsun. Tabii ki ülkemizde geriatri uzmanı sayısı henüz iki elin parmaklarını geçmiyor iken, nereden çıktı bu geriatrik nöroşirurji diyebilirsiniz…

Nüfusumuzun büyük çoğunluğunu çocukların oluşturduğu yıllarda, üstelik de yetersiz koşullarda çocuklara en iyi sağlık hizmetini verebilmek için elimizden geleni yapmış ve Türk Pediatrik Nöroşirürjisini dünyada ilk sıralara çıkarmıştık; artık gelişen koşullarda yaşlılarımıza da en iyi hizmeti verme zamanı geldi de geçiyor bile…

Geriatrik Nöroşirürji… Neden Olmasın?

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir